#Balıkesir’inBurçları

Balıkesir, Türkiye’nin bir ili ve 81 il içerisinde en kalabalık on yedinci şehridir. Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölümü’nde, topraklarının bir kısmı ise Ege Bölgesi’nde yer alan ilin hem Marmara hem de Ege Denizi’ne kıyısı bulunur. Türkiye genelinde ise iki deniz ile komşu olan sadece 6 il vardır. İl, Kuzeybatı Anadolu’da bulunmaktadır. Doğusunda Bursa ve Kütahya illeri, güneyinde Manisa ve İzmir illeri ve batısında Çanakkale ili vardır. Ayvalık ilçesinden de Yunanistan’ın Midilli Adası’na komşudur.

Şekil 1: Balıkesir İl Haritası (https://tr.wikipedia.org/wiki/Bal%C4%B1kesir#/media/Dosya:Districts_of_Bal%C4%B1kesir.png) 

İl nüfusu 2018 itibarıyla 1.226.575’dir. İlin yüzölçümü 14.583 m2’dir. İlde km2’ye 84 kişi düşmektedir. İlin denizden yüksekliği 145 metredir. 2019 yılında TÜİK verilerine göre 20 İlçe ve belediye, bu belediyelerde toplam 1130 mahalle bulunmaktadır. 

Tarihte genellikle Misya ve Karesi adlarıyla bilinen Balıkesir yöresi, zamanla Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu, Karesi Beyliği ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olup bamya, börülce, kavun, zeytin, zeytinyağı, kelle peyniri gibi zirai ürünleri ile ayrıca daha çok yerli turizmde öne çıkan sahil kasabalarıyla meşhurdur. Yağcıbedir halısı, kolonyası, kaymaklısı, kozak üzümü, ayvalık tostu, saçaklı mantısı ve höşmerimi diğer bilinen yöresel ürünleridir. 

Balıkesir, adını günümüzde ikiye ayrılan eski merkez ilçesinden almaktadır. İlin eski adı Karesi olup 24 Ekim 1926 tarih ve 4248 sayılı Kararname ile Balıkesir olmuştur. Balıkesir ve çevresinin Bizans dönemine geçmeden önce, kentin ismi: Şihab-al Din ebul Abbas (1301- 1349) ya da tarihçiler arasındaki yaygın adıyla Şehabeddin Umari veya Ömeri Mesalik-ül Ebsar’mda bu kentten “Karasioğlu Demirhan’m ili Mali Kısra veya Akhara ” şeklinde bahseder*(1, 2). Akhara adının biraz ilerde tanıtacağımız Akhyraous’tan gelmiş olduğunu düşünebiliriz. Bu durumda Akhyraous’un, 1300’lerin başında Türklerin eline geçmesinden kısa bir süre sonra, Mali Kısra gibi bir adla anılması düşündürücüdür. Yaklaşık aynı yıllarda, ünlü Fas’lı Gezgin İbn-i Batuta’nm (1304-1369 ya da 1377) da burasını Bali-Kesri şeklinde andığını görmekteyiz (3). Belki bu yazılışlardan yola çıkarak W. Ramsay Balıkesir adının eskiden Balık Hisar olabileceğini söylemektedir (4). Araştırmacılar buradan kentte var olan eski bir hisarı yani kaleyi kabullenir. Nitekim F.W. Hasluck erken haritalarda Balıkesir’in Palaeo-Castro olarak gösterilmesine karşın zamanla Baluk Hissar (yani balık kale) şeklinde geliştiğinden bahsederek, 1545 civarına tarihli Gastaldi’nin haritasını kaynak verir. Söz konusu haritada Palaeo-Castro yerine Poli Castro yazıldığı görülmektedir. Taranabildiği kadarıylada bazı eski haritalarda Poli Castro’ya yer verilmişti (5). Biraz daha geç dönemde, 1774 tarihli Giovanni Antonio’nun haritasında ise Kara Dağ’ın hemen yanında Balik Esri’yi görmekteyiz. Burada, F.W. Hasluck’un ifade ettiği gibi kentin adının “balık kale”(6) anlamına geldiği ve balik sözcüğünün eski Türklerde şehir anlamında kullanıldığını belirtelim (7). Dolaysıyla bu anlamdan bir kale (hisar) kenti anlamamız gerektiğini düşünülmektedir. Ben haritalarda görülen poli sözcüğünün de Grekçe eski anlamındaki paleo yerine yanlışlıkla yazıldığı, buradan özellikle Batıkların, Pars Tuğlacı’nın Osmanlı Şehirleri adlı kitabında da yer verdiği gibi, Balıkesir’i eskiden Paleo-Kastro olarak adlandırdıklarını söyleyebiliriz (8). Ne var ki bugün Balıkesir’de herhangi bir kalenin bulunmayışı nedeniyle ve ilk kaynağımız Umari’ye dayanarak söz konusu bu kalenin, çok fazla uzakta olmayan Akhara yani Akhyraous kalesi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu durumda bugünkü Balıkesir’in Türklerin ellerine geçmesinden sonra Akhyraous’un bir banliyösünde geliştiğini düşünebiliriz.

Gerçekten de Akhyraous Balıkesir ile özdeştirilen bir kenttir ve W. Ramsay’e göre ya Hadrianotherai’a Bizans’ın verdiği isim ya da ona komşu başka bir yerleşim idi (9). Günümüzde araştırmacılarca onun Mysia’da Makestos nehrine bakan bir konumda bulunduğu ve bugünkü Balıkesir’in yakınında olduğu kabul edilmektedir. Burası Bizans kaynaklarında ilk kez 812 yılında Studioslu Theodoros tarafından bir köy olarak anılır. Ancak 1139’da II. Komnenos tarafından, bölgenin ve yolların güvenliğini sağlamak üzere tahkim edilince önemli bir hale gelmiş görünmektedir (10). Tarihte aynı yıllarda ayrı bir sivil eyalet merkezi olarak da belirir. Aslında Akhyraous 1214 yılında Nymphaion antlaşmasıyla Latinlere bırakılmışsa da, Laskarislerin önemli bir kalesi idi (11). 1282’de VIII. Mikhael Palaialogos tarafından güçlendirilmesi onun 1302’de Türklerin eline geçmesini engelleyememiştir. 1304’te Katalanlar Bizanslılar adına burasını almışlarsa da kısa bir süre sonra kent Karasilere geri dönmüştür (12).

F.W. Hasluck’m önermesinden sonra bugün pek çok araştırmacı, Pamukçu yakınındaki kale kalıntısının Akhyraous olduğu konusunda anlaşmış görünmektedirler (Resim 1) (13). 1910’larda burası Hoca Kalesi olarak tanınıyordu ve üzerinde bulunan tepeyi U şeklinde dolanan akarsuya da Hoca Deresi denilmekteydi. Bugün Koca Dere veya Kille çayı olarak bilinen bu nehir, genelde Simav çayı denen eski Makestos nehrinin bir koludur.

Resim 1: Akhyraous kalesinin kötü durumdaki duvarlarının dıştan bir görünüşü (Foto: O. Z. ŞAHİN)

Kale, Balıkesir’in 19 km. güneyindeki eski Eftele (L. Robert’e göre Pteleia) köyü, bugünkü Pamukçu bucağının yaklaşık 5 km. güneydoğusunda, İkizcetepeler olarak bilinen bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Koca Dere eskiden tepenin etrafını dolanarak akmakta iken, 1980’lerde kalenin hemen eteklerine konumlandırılan bir baraj inşaatıyla, bu derenin yatağı değiştirilmiştir (Resim 2). Bugün artık kaleyi dolanmaz Makestos, adeta by-pass yaparak önündeki ortaçağ yolunu izler. Bu arada güneybatı köşesi ile kalenin çok yakınındaki Selimiye köyü barajın suları altında kalmıştır. Köy daha güneye, nehrin yamacının üst kısımlarına taşınmıştır. Ne yazık ki 19. yüzyıldan beri yabancıların yaptığı araştırmalardan habersiz olarak, kalenin varlığı baraj çalışmalarının başlamasından sonra anlaşılmış görünmektedir. Zira kalenin tescili 1993’de yapılmış ve 1994’te barajın vaziyet planı Koruma kuruluna onaylatılmıştır. Bu son düzenlemelerle ve özellikle İzmir yolunun şimdiki güzergahı nedeniyle Pamukçu bucağının kale ile olan bağlantısı kesilmiştir.’

Resim 2: Günümüzde Akhyraous kalesini kuşatan ve adını kalenin üzerinde yer aldığı tepeden alan İkizce Barajı gölü ile kalenin içinden bir görünüş
(Foto: O.Z. ŞAHİN)

Bulunduğu tepenin şekline göre, kuzeyden güneye genişleyerek uzanan kale, kuzeydoğu yönünden nehrin koruması altında olduğundan bu kesimde kale daha az burçla tahkim edilmiş görünmektedir (14). Aslında bu kesimde duvarlar oldukça kötü durumdadır; adeta iç ve dış kabuklarından soyularak iç dolgusu doğanın tahribatına bırakılmıştır. Buna karşılık kısmen iyi korunmuş olan kuzeybatı yüzünde asıl güçlü ve devasa yuvarlak burçları görmekteyiz (Resim 3). Çünkü bu kesimde kalenin ortaçağdaki yola bakan duvarları ve kalenin girişi bulunuyordu. Bu yönde ikisi oldukça iyi durumda yaklaşık beş yuvarlak burç mevcuttur. Kalenin uzaktan bir görüntüsünde de dikkati çeken bu yuvarlak kuleler, geçmişte Akhyraous’un stratejik konumunu da belgeler niteliktedir(15). Kesme taşlar kaba yonu olanlarla düzgün sıralar halinde örülüp aralarına yatay veya dikey tuğlalar yerleştirilmiştir.

Resim 3: Ortaçağda Akhyraous kalesinin girişini, hemen önünde uzanan yoldan korumak üzere güçlendirilmiş iki yuvarlak Burç (Foto: O. Z. ŞAHİN)

Özellikle girişi tahkim eden ve günümüzde diğerlerine göre oldukça iyi korunmuş iki yuvarlak burçta, çoğunlukla dik kullanılmış düzgün kesme taşlar, yer yer enine ve boyuna tuğlalarla çerçevelenmiş ve bazı boşluklarda tuğlalarla yatay veya dikey zikzaklar şeklinde süslemelere de yer verilmiştir (Resim 4). C. Foss’un ayrıntıyla üzerinde durduğu bu motifler ve duvarlardaki inşaat tarzı, Akhyraous kalesi ile birlikte bölgedeki pek çok kale için ayırt edici üslupsal özellik oluşturmaktadır (16). Duvarlardaki kesme taşlar olasılıkla devşirme yani önceki yapılardan toplanıp kullanılmış mermer v.b. bloklardır.

Resim 4: Akhyraous kalesinin burçlarında görülen duvar tekniğinden bir ayrıntı(Foto: O. Z. ŞAHİN)

Sonuçta, Balıkesir’in tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan ilde çok fazla miktarda arkeolojik eser bulunduğuna halihazırda devam eden kazı çalışmaları tamamlandığındadeniz-kum ve güneş turizminin yanı sıra tarih ve kültürü öne çıkaran turizm çeşitliliğinin de sağlanmasının mümkün olacağı kanaatindeyim. Tüm paydaşları ile “hedefinin yıl boyu turizm” olarak belirleyen Balıkesir, alternatif turizmin bütün unsurlarına sahiptir. Balıkesir, tarih boyunca dünyanın en önemli kadim şehirlerinden biri olarak günümüze kadar var olagelmiştir. Balıkesir için turizmin çok önemli bir sektördür. İlin her köşesi farklı turizm alanlarını bünyesinde barındırıyor. Turizmde planlı adımlar atarak yürümesi, tanıtımyaparak, etkinlikler düzenleyerek ve en önemlisi tarihine sahip çıkarak geçmişle günümüzü birleştirmesi gerekmektedir.


KAYNAKLAR:

  1. Anadolu’nun doğrudan Bizans tarihsel coğrafyasını konu alan ilk yayın W. Ramsay’e aittir ve araştırmacının kaynaklar yardımıyla eski kalıntıları çağdaş coğrafyalarına oturtmaya çalışması, bu bağlamdaki ilk hareket gibi görünmektedir. Sikkeler, 530’larda kaleme alınmış Hierokles listeleri ve kilise meclisi kayıtları ile pek çokeski kaynak ve yayın ünlü arkeologun dayanaklarıdır. Onun 1890’da yayınladığı Küçük Asyanın Tarihsel Coğrafyası (The Historical Geography of Asia Minor) adlı kitabım, 1891’de Alman meslektaşı W. Tomoschek’in aynı bağlamdaki Küçük Asya ’nın Ortaçağ Tarihi (Zur Historischen von Kleinasien) kitabı izler. Aynı yıllarda H.Kiepert, bu kez haritalarda-öncelikle Batı Anadolu için-eski yerleşimlere, kale, manastır v.b. anıtsal kalıntılara işaret ederek bu işi yapar. A. Philippson 1910-13’de Batı Anadolu ile ilgili paftaları coğrafya bilgileri açısından zenginleştirip yayınlamıştır. Tüm bu çalışmalarda Balıkesir ve çevresine ilişkin tarihsel ve topografik pek çok bilgiye ulaşmaktayız. Ama özellikle F.W. Hasluck’m, 1910’larda yayınlanan Cyzicus adlı kitabı, önceki araştırmalar ışığında ve hatta zaman zaman onları eleştirerek tartışmalı bir şekilde, bugünkü Balıkesir il sınırları içinde kalan pek çok eski yerleşim ve kalıntıyı gün ışığına çıkarmıştır. Yazar eserinde gerçekleştirdiği yüzey araştırmalarını yine kaynak verileriyle aktarmaktadır. Burada anılması gereken son bir yayın ise, C. Foss’un Anadolu’nun Türkleşmesinin arifesinde Bizans’ın kurmaya çalıştığı savunma ağını anlatan makalesidir. İlk bakışta Anadolu ortaçağ tarihine önyargılı yaklaştığı izlenimi uyandıran araştırmacının bu çalışması, içindeki tarih bilgilerinin yanında kalelerin tasvirleri nedeniyle sanat tarihi açısından önemlidir. C. Foss bir tür Komnenos dönemi kalelerinin üslupsal değerlendirmesini yaptığı bu makalesinde, Balıkesir ilindeki iki kaleye de ayrıntıyla yer verir. Burada anılan ve ayrıca bölge ile ilgili başlıca birkaç yayın için bkz. F.W. Hasluck, Cyzicus, Cambridge 1910; L. Robert, Villes d’Asie Mineure, Paris 1962; M. Angold, A Byzantine Government in Exile: Government and Society Under the Lascarids of Niceae (1204-1261), Oxford 1975; G, Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, çev. F. Işıltan, Ankara 1981; C, Foss, “The Defenses of Asia Minor against the Turks” The Greek Orthodox Theological Review 27 (1982), 145-205, öz. 161-166; B. Umar, Mysia, Istanbul 1984; The Oxford Dictionary of Byzantium, I-III vo 1.,Washington 1991; B. Umar, Türkiye’deki Tarihsel Adlar,Istanbul 1993; 24. Kazı Sonuçları Toplantısı, 2 cilt, 27-31 Mayıs 2002 Ankara;
  2. Şihab-al Din’in Mesalikü-1 Ebsar’ımn Anadolu Beylikleri ile ilgili “Rum Diyarındaki Türklerin Ellerinde Bulundurdukları Ülkeler” başlığı ile çevirisi için bkz. Y. Yücel, XI1I-XV. Yüzyılar Kuzeybatı Anadolu Tarihi, s. 181- 201.
  3. İbn-i Batuta ile ilgili bir aktarma için bkz. İsmail Hakkı (Uzunçarşılı), Karasi Vilayeti Tarihçesi, İstanbul 1925, s.87.
  4. W. M. Ramsay, Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, çev. M. Pektaş, İstanbul 1960, s. 168.
  5. Bunlardan birisi de 1659 tarihli Cluvar Philip’in haritasıydı. Olasılıkla poli sözcüğü Yunanca eski demek olanpalaeo veya palaio yerine yanlışlıkla yazılmıştı. Yine olasılıkla bu yanlışlık bir haritadan diğerine taşındı. Bunun yanında pek çok haritada-1697 tarihli Allard Corel’in, 1698 tarihli Giacomo nun haritalarında olduğu gibi-eskikent anlamındaki Palaiapolis görülmektedir.
  6. Fish-Castle” için bkz. F. W. Hasluck, a.g.e. s. 90.
  7. Bu konudaki bilgileri ve İbn-i Batuta ve Şihab-al Din veya Şehabeddin Umari’ye ulaşmamızda yardımları olan tarihçi Aydoğan Demir’e teşekkür ederim.
  8. P. Tuğlacı, Osmanlı Şehirleri, İstanbul 1985, s. 43.
  9. ’ 7 ” W. M. Ramsay, a.g.e.,s. 168.
  10. YAeYViTı\W VariYüı Ynzams Y>e\ge\efmde geçen ProVıncıa Acheraıı ya âa ProVıncıa Acherari isimlerinden deanlaşılacağı üzere, bir ara bulunduğu eyalete adını verecek kadar yıldızı parlamıştır. Bu nedenle olsa gerek, önceleri Kyzikos metropolitliği altında bir piskoposluk iken, 12. yüzyıl sonlarında başpiskoposluk olmuştur.
  11. 1204-1220 yıllarında bir süre Latin egemenliğinde kalmış olan Akhyraous Batılılarca Esseron veya Sykheron olarak adlandırılmıştı ve kıyısında bulunduğu vadiye de Batılılar Vali is Ascratana demişlerdi. Akhyraous için pek çok yayının yanı sıra bkz. W. M. Ramsay, Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, çev. M. Pektaş, İstanbul 1960, 82,139, 168-169, 174, 181; S. Vryonis, The Decline of Medieval Hellenism, London 1971, s. 131,217; M. Angold, A Byzantine Government in Exile:
  12. Government and Society Under the Lascarids of Niceae (1204-1261), Oxford 1975, s. 111- 112; ; C, Foss, “The Defenses of Asia Minor against the Turks” The Greek Orthodox Theological Review 27 (1982), 145-205, öz. 161- 166.
    Katalanlann Batı Anadolu’daki hareketlerine ilişkin son ve ayrıntılı bir makale bu yayında yer almaktadır. Bkz. Doç. Dr. M. Ersan, “Katalanlann Anadolu’daki Faaliyetleri: 1304”
  13. F. W. Hasluck, Cyzicus, Cambridge 1910, s. 90; L. Robert, Villes d’Asie Mineure, Paris 1962 s. 385; B. Umar,Mysia, İstanbul 1984, s.40. Diğer yandan İslam Ansiklopedisi, 14. cilt (İstanbul 1961), s. 278’da “ Balıkesir civannda ilk defa adı geçen belde Achirous olup, şimdiki şehirden 25 km. kadar şarkta bulunan Kepsut’un yerinde olduğu tahmin edilmektedir. Bu mevkii sonradan Hadrianutherai (Hadrianus’un müstahkem beldesi) kuruldu ki, Kepsut’un 5 km. şarkındaki Beyköy’ünde bulunan harabelelin buna ait olduğu zannedilmektedir.” şeklindeki.bilgi 1895’deki bir yayma dayanmaktadır ancak bu önerme F. W. Hasluck (a.g.e., s. 91) tarafından 1910’larda eleştirilmişti.
  14. C. Foss kaynaklara dayanarak Akhyraous kalesinin, bugün Bursa il sınırları içindeki Lopadion (Ulubat)kalesiyle birlikte, II. Ioannes Komnenos (118-1143) zamanında inşa edildiğini belirtir. Araştırmacıya göre kalenin Makestos nehriyle, Propontis’ten Mysia ovasını geçerek Lydia ve İoania’ya ulaşan yol güzergahına hakimiyeti, geçmişte onu oldukça önemli stratejik konuma yerleştirmişti.
  15. Kaynaklar Akhyraous ün yakın çevresinde Kiminas adında bir dağdan da söz ederler. Bu dağın üzerinde 9.-10.yüzyıllarda önemli bir manastır yerleşimi bulunmaktadır. F.W. Hasluck’m Olymposla (bugünkü Uludağ) birlikte keşişlerin bannağı olarak zikrettiği bu dağın Hoca Kalesi’nden görülebilen, Sivri Tepe olabileceğini belirtir. H. Kiepert’in haritalarında da işaretlenmiş olan bu tepede ne kendisinin ne de bir başkasının yüzey araştırması mevcuttur. Diğer yandan ilk kez tarihçi Georgios Akropolites’te geçen ve W. Ramsay’a göre Balıkesir’in yanı başında olarak belirtilen Kiminas dağını, B. Umar’ın naklettiği üzere, Bürchner (RE Kiminas maddesi), Uzunca Yayla’nm bulunduğu dağa yerleştirir. Bu yayla H. Kiepert’in haritalarında da görülmektedir.
  16. C. Foss, a.g.e., s. 164-165.

Osman Zeki ŞAHİN, Y. Mimar
osmanzekisahin@yandex.com
pinterest.com/osmanzekisahin
instagram.com/osmanzsahin
tripadvisor.com.tr/Profile/ozekisahin

Pin It on Pinterest